DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

Yazan: Psikolog Nur GEZEK 17 Eylül 2009  
Kategori: Psikoloji, Sağlıklı Olun

  

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerinden bir tanesi de duygusal yaşantısıdır. Duygusal yaşantıyı bir yelpaze olarak düşünecek olursak kişinin içinde bulunduğu duygusal durum, en sakin olandan en öfkeli olana, en mutlu yada neşeli olandan en hüzünlü olana gibi yelpazenin her hangi bir noktasında yer alabilir.İnsanları bazen neşeli, bazen çok neşeli bazen üzgün bazen keyifli ve bazen çok üzgün çok elemli olarak tanımlayabiliriz. Kısacası insan olmanın en önemli unsurlarından biridir duygulanım. Her hangi bir olaya, her hangi bir habere iyi yada kötü bir duygusal yanıt vermeyen hiç kimsenin gerçek anlamda yaşadığını söyleyebilmek çok güçtür. Çok çeşitli duygulanımlar, öfke, mutluluk, kin, şevkat gibi.. sürekliliği olmayan durumlardır. Örneğin herhangi bir konuda sinirlenen bir insanın bir süre sonra güzel bir haber aldığında birden mutlu olduğunu, bütün öfkesinin yatıştığını gözlemleyebiliriz. Duygulanım hava durumuna da benzetilebilir. Özellikle bahar aylarında yaşadığımız hava durumu gibi birgün bulutlu birgün güneşli birgün yağmurlu olunabilir. Yada sabah sağmur yağmışsa öğleden sonra güneş açabilir. Sürekliliği olmayan, an be an değişen duygusal yaşantıya DUYGULANIM denmektedir.

Bir de kişinin sürekli içinde bulunduğu duygusal durum vardır. Birimiz sürekli içedönük ve sessiz olabilir, bir diğerimiz sürekli olarak dışadönük ve konuşkan olabiliriz. Bunu da mevsimsel koşullara benzetebiliriz. Karadeniz bölgesinin kışın sürekli yağmurlu olması gibi, yada Akdeniz bölgesinde yazların sıcak ve kurak geçmesi gibi. Bu duruma da mizaç yada DUYGUDURUM diyoruz.
Buraya kadar bahsedilen her duygulanım her insanda olabilecek duygulanımdır. Fakat duygulanımın yerli yersiz olması, olumsuz bir habere kişinin gülerek yanıt vermesi sorunlu bir ruhsal durumun belirtisidir. Bu sürekli olduğunda örneğin çok sakin sessiz bir duygudurumuna sahip kişinin tamamen konuşmaz olması ve hayata küsmesi kişinin depresif bir sürece girdiğini gösterebilir. DEPRESYON, kişinin yaşama istek ve zevkinin kaybolduğu, kişinin kendisini derin bir keder içinde hissettiği, geleceğe ilişkin karamsar, kötümser düşünceler, gemişe ilişkin yoğun pişmanlık, suçluluk duygu ve düşüncelerinin taşındığı, bazen ölüm düşüncesi, bazen ölüm girişimi ve sonucunda ölüm olabildiği, uyku, iştah, cinsel istek gibi fizyolojik sorunların olduğu bir hastalıktır. Aynı kişide tersine aşırı neşelilik ve çok konuşma gibi durumlar görünürse kişinin manik yada benzer bir durumda olduğu saptanabilir.
Duygudurum bozuklukları kısaca şöyle sınıflandırılmaktadır. Depresyon, mani ve buna benzer hastalıklar. Yelpazenin bir ucunda majör depresyon yani ağır depresyonlar,diğer ucunda mani olduğu düşünülürse arada benzer hastalıklar yani ılımlı, orta, hafif düzeyde bir depresyon olabilir. Yada kişinin ağır bir manisi yoktur ama maniye benzer daha hafif bir durum yani hipomanisi olabilir.
Duygudurum bozukluklarında depresyon, yoğun bir stresle karşılaşıldığında ortaya çıkmışsa buna “reaktif” yani bir olaya tepki olarak ortaya çıkmış depresyon denmektedir. Herhangi bir yakının ölümü, boşanma, iflas gibi durumlar stres olaylarına örnek verilebilir. Bir de psikotik bulgu dediğimiz ses duyma, hayal görme, akıl dışı şüphe gibi düşüncelerin olduğu depresyonlar olabilmektedir. Bunlara psikotik depresyon bu bulguların görünmediği depresyonlara da nevrotik depresyon denmektedir. Örneğin kişinin organlarının çalışmadığı, ölemeyeci,sürekli acı çekeceği gibi düşüncelerin eşlik ettiği depresyonlar psikotik depresyonlardır.
Zaman zaman depresyon zaman zaman da maninin ortaya çıktığı durumlar olabilir. Bu durum daha öncelerden Manik-Depresif olarak adlandırılırken günümüzde son yıllarda Bipolar(iki uçlu mizaç bozukluğu) bozukluk olarak adlandırılmaktadır. Bunun dışında hasta majör yani ciddi depresyon ve hipomani yani hafif mani geçiriyor ise bu durum da Bipolar II olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan bir hastalık düzeyine ulaşmamış ama kişiliik özelliği olarak insanlar aşırı hareketli, neşeli, yada hüzünlü yada aşırı durgun olabilirler. Görüldüğü gibi duygudurum yelpazesi oldukça geniştir. Bir uçta aşırı hareketli, uykusuz, saldırgan, öfkeli, neşeli, çok para harcayan, abuk sabuk konuşan, tuhaf hareketler yapan kontrolü güç bir kişi, ortalara doğru ılımlı, keyifli, neşeli, hipomanik bir durum, giderek elemlilik ve neşesizlikle başlayan yelpazenin diğer yarısı ve yine diğer uçta psikozu kapsayabilen, intiharla kişinin ölümüne neden olabilen aşırı durgunluk, neşesizlik, hareket azalması ile giden majör depresyon hali söz konusudur. Ortalarda çok büyük sorunlar doğmadan kişi yaşamını rahatlıkla sürdürebilirken yelpazenin uçlarına doğru açıldıkça hastalık ciddi boyut kazanıp ciddi bir sorun haline gelebilir.

DUYGUDURUM BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ

PSİKOLOJİK TEDAVİLER

Depresyonun bastırılmış kayıp duygusu ve kişinin kendisine bilinçdışı olarak yönelttiği kızgınlıktan kaynaklandığı var sayıldığından, psikanalitik tedavide kişiye bastırılmış çatışmalarıyla ilgili içgörü kazandırma ve kendisine yönelik kızgınlığı dışa vurma konusunda yüreklendirmeyle yardım edilmeye çalışılır. Psikanalitik tedavinin amacı kişinin örtük motivasyonunu ortaya çıkarmaktır. Örneğin kişi sevilen bir kişinin kaybı için kendisini suçlayabilir ancak bu durum çok acı verdiği için bu inancı bastırabilir. Öncelikle kişinin taşıdığı bu inançla yüzleşmesi sağlanır daha sonra suçlamanın temelsiz olduğunu anlamasına yardımcı olunur.

Bilişsel davranışçı terapi yönteminde depresyondaki kişilerin derin elem ve parçalanmış kendilik saygısının kaynağı keşfedilmeye çalışılır. Düşünce hataları bu noktada çok önemlidir. Uyumu bozan düşünce örüntüleri keşfedilip uygun ve olumlu olan düşüncelerle değiştirmesi için kişi cesaretlendirilir. Kişi, “Hiç değerim yok çünkü her şey kötü gidiyor ve felaketler yakamı bırakmıyor.” gibi çıkarımsamalarda bulunuyor ve genelleme yapıyorsa bu noktada kişinin görmediği yada yok saydığı ve becerileri kişiye gösterilir. Bilişsel yeniden yapılandırma sürecine gidilir. Davranışsal olarak depresyondaki bir kişinin sabah yataktan kalkmakta güçlük çektiği, dişini fırçalamadığı, insanlarla iletişime girmediği, sürekli eve kapandığı tespit edildiğinde buna yönelik kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacak faaliyet ödevleri verilir.

İlaç tedavisinde, ilaçlar yaygın olarak biyolojik ve diğer duygudurum bozuklarının tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Bazı çalışmalar, antidepresanların şiddetli depresyonlarda her zaman kullanılmasının şart olduğunu öne sürseler de, diğer çalışmalar bilişsel ve kişiler arası terapilerin aynı şekilde etkili olduğunu ve buna ek olarak ilaçların yarattığı yan etkiler ve ilaçların bırakılması durumunda görülen geri dönüş sorunlarını ortadan kaldırmak gibi faydaları olduğuna dikkat çekmektedirler.

Günümüzde artık büyük bir olasılıkla ailesel olduğu düşünülen duygudurum bozuklukları, ailesel yani genetik yatkınlığın zemin oluşturduğu yapının üzerine ciddi yaşam stresleri eklendiğinde ortaya çıkabilmekte ve belirli aralıklarla tekrarlanmaktadır. Problem fark edildiğinde kişinin duygudurumunda ciddi iniş çıkışların dönem dönem yaşandığı gözelmlendiğinde mutlaka müdahale edilmeli, gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi sürecine girilmelidir.

Duygu ruhun aynasıdır. Ruhsal sıkıntılarda duygularımızın dışa vurumuyla gözlenebilir. Sağlıklı ruhsal yapı sağlıklı duyguların, sağlıklı duygularda sağlıklı düşüncelerin ürünüdür.

Hazırlayan: Psk.Nur GEZEK

Bu Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oylabunu
  • del.icio.us
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Furl
  • YahooMyWeb
  • Tusul
  • 100puan

Benzer Konular