AB Veteriner Kontrol Sistemi ve Ülkemizdeki Durum

Yazan: Uzm.Veteriner Hekim Dr. Mustafa ALTUNTAŞ 22 Şubat 2010  
Kategori: Sağlıklı Olun

  

Avrupa Birliği’nin temel amacı; malların, kişilerin, hizmetlerin ve paranın serbest dolaşımının, eşit rekabet koşullarının sağlandığı ve ulusal, ekonomik, dış ve güvenlik politikalarının koordinasyon halinde olduğu bir Tek Pazar kurmaktır.

Konuya AB nin bu temel felsefesi dikkate alınarak bakıldığında yani malların, hizmetlerin serbest dolaşımı ve eşit rekabet kurallarının sağlandığı bir sistemin birliğin üyesi olan tüm ülkelerde temin edilmesi gerekmektedir. Bu anlamda gerek hayvanların serbest dolaşımının sağlanması, gerekse gıdaların pazarda eşit rekabet kuralları altında satılabilmesinin temel şartını hayvan sağlığı ve gıda güvenliği teşkil etmektedir. Tüm gıdalar için gıda güvenliği tanımı söz konusu olsa da gıda güvenliğini tehdit eden problemlerin %90 ını hayvansal gıdaların oluşturması nedeniyle gıda güvenliği denilince hayvansal gıdalar ve bunların kontrol mekanizması üzerinde sistem oluşmaktadır.

vetcark3Diğer bir temel yaklaşım da gıdalar farklı lezzet ve aromada, farklı teknolojilerle üretilmiş olabilir.Buna karşılık iki grubda değerlendirilir. Ya sağlıklıdır ya da sağlıklı değildir. Bunun dışında bir kategori yani az sağlıklı, kısmen sağlıksız gibi kategori yoktur. Ancak tüketime ve ticarete konu olacak gıdalar sağlıklı olmak zorundadırlar.

Yem ve yem maddeleri de gıda kapsamı içerisindedir. Konu bir bütün içerisinde “ahırdan sofraya gıda güvenliği yaklaşımı” içerisinde değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımın esası hayvanların yediği yemden, yetiştirme şartlarına, hayvan nakillerine, kesim ve üretim aşamalarında pazar şarları ve sofraya kadar ulaşan her aşamada hayvan sağlığı, hayvan refahı ve gıda hijyeni yönüyle veteriner kontrollerini gerekli görmektedir.

Bu yapının gereği olarak AB müktesebatının %25 civarındaki önemli bölümünü veteriner mevzuatı oluşturmaktadır. Veteriner kontrol sistemi bazı kural ve sistemlerden oluşmaktadır. Bir ülkedeki veteriner kontrol sisteminin işlevinin geçerli olması için öncelikle bu işlevi sağlayacak bir yapının olması gerekmektedir. Bu yapı bağımsız merkezi bir yetkili veteriner otoritesi ile bu otoriteye bağlı olarak çalışan merkezi ve taşra birimleri olan bir organizasyon gereklidir.

Bu organizasyonun bağlı olduğu siyasi makamlar ülkelere göre farklılık gösterebilmektedir. Mesela bu yapı İtalya gibi bazı ülkelerde Sağlık Bakanlığı bünyesinde, Almanya, İngiltere gibi Tarım Bakanlığı bünyesinde olabildiği gibi İskandinav ülkelerinde olduğu gibi Ticaret Bakanlığına bağlı olabilmektedir. Ancak Organizasyonun temel çalışma ve yetki mekanizması benzer şekildedir.

Bu yapılanma şekli AB içerisinde de daha etkin nasıl olur tartışmasını sürdürmektedir. En gelişmiş model olarak, yani AB’nin örnek model çalışması Litvanya üzerinde uygulanmıştır. Litvanya’daki bu modelde Yetkili Merkezi Veteriner Otoritesi taşra birimleriyle doğrudan Başbakanlığa bağlı bir bağımsız kurum olarak oluşturulmuştur. Ülkenin tüm bölgelerindeki ve sınır kontrol noktalarındaki hayvan, hayvansal ürünler ve yemler ancak resmi veteriner hekim (Official veterinarian) kontrolünden geçtikten sonra ticarete ve tüketime konu olabilmektedir.

Kontrolü yapan resmi veteriner hekimin yalnızca kamu görevlisi olması yeterli olmamakta, bu görevi yapabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir. Resmi veteriner hekim kontrol, denetim ve sertifikasyon işlerini yürütürken Yetkili Merkezi Veteriner Otoritesine bağlı, otorite adına iş yapan ve merkezi otoritenin tüm yetkilerine haiz olarak onun adına bu işlevi yürüten bir konumda olması gerekmekte, aynı zamanda bu işlevi görmek üzere yetkilendirilmiş ve gerekli formasyona sahip kılınmış olması gerekmektedir. Bu formasyon lisan sonrası uzmanlık eğitimi düzeyinde teorik ve uygulamalı bir eğitim yanında mevzuat bilgisini de gerektirmektedir.

Diğer taraftan bu denetim ve sertifikasyonların sağlıklı çalışabilmesi için yeterli kayıt ve bilgi sisteminin kurulması gereklidir. Bunun anlamı yeni hijyen paketi içerisinde tüketicinin raftan aldığı ürünün üzerindeki etikette, örneğin ette, etin kaynağına kadar ulaşan zincirdeki tüm halkaları ve bu halkalardaki kontrolleri görmeye imkan sağlayacak bilgi sisteminin olmasını gerekli kılmaktadır. Yani sistem sofrasında et yiyen tüketici yediği etin hangi bölgede yetişen hangi hayvana ait olduğunu bilmesine imkan vereceği gibi mezbahada kontrolü yapan veteriner hekim için de hayvanın hangi şartlarda yetiştirildiği, bir hastalığa maruz kalıp kalmadığı, ne gibi tedaviler uygulandığını, yetiştirmede ve nakil esnasında hayvan refahı kurallarına uyulup uyulmadığını bu bilgi sistemi görmeye imkan sağlamaktadır.

Veteriner bilgi sistemleri ADNS (Animal Diseases Notification System), ANIMO (Animal Movements), SHIFT (Hayvanların Tanımlanması Ve Kayıt Altına Alınması ) gibi sistemleri ve veri tabanlarını içermektedir.

Genel hatlarıyla ifade edecek olursak AB Müktesebatı temel Veteriner alanları; Veteriner Mevzuatı, İdari Yapı,Bilgi Sistemleri,Hayvan Sağlığı, Hayvan Refahı,Gıda Güvenliği, Ticaret, Hayvanların tanımlanması ve kayıt altına alınması, İzleme ve zabıta,Zootekni, Yem ve Veteriner Tıbbi Ürünler, bitkilerdeki pestisit kalıntıları ve sınır kontrollerini içermektedir.

Ülkemizin AB uyumu ile konuyu değerlendirdiğimizde işimizin kolay olmadığı ortadadır. Buna AB uyumlu adı altında AB müktesebatıyla hiçbir alakası olmayarak çıkartılan Gıda yasası ve benzeri düzenlemeleri de ilave ederseniz öncelikle mantalitede sıkıntının ne düzeyde olduğu daha rahat fark edilecektir.

Hayvanların işaretlenmesi ve kimlik sistemi konusu en iyi mesafe alınan konulardandır. Buna rağmen hala büyükbaş hayvanlarda küpeleme ve kimliklendirme sistemi sağlıklı bir şekilde tamamlanmış değildir. Bir tarafta küpelenmeyen hayvanlar, kaçak girdiği halde küpelenen hayvanlar, yaşına geldiği halde hala küpesi ve kimliği sağlanamayan hayvanlar yanında kesildiği, öldüğü halde kayıtta var görünen hayvanlar çok ciddi sayılar oluşturmaktadır.

Hayvan nakillerinde kayıt ve bilgi aktarımı olmamaktadır. Büyükbaş hayvan varlığının 9-10 milyon baş civarında olmasına karşılık küpeli olarak görünen hayvan sayısının 14 milyon civarında olması, üstelik önemli miktarda hayvanın hala küpesiz olması bulunulan noktayı tanımlamaya yeterlidir.

Buna karşılık aynı bakanlığın başka birimi, Tarımsal Üretim Genel Müdürlüğü, ulusal hayvan kimlik ve kayıt sistemi dışında ayrı bir kayıt tutma gayretini sürdürmekte, kendi mevcut kayıt sistemini değiştirerek dış merkez kontrollü bir kayıt sistemini faaliyete geçirmek için önemli meblağlarda yatırım yapmaktadır.

Oluşan curcunanın temel sebebi başta Tarım ve Köyişleri Bakanlığının hayvancılık ve veteriner kontrol sisteminin kurulmasına ve yürütülmesine imkan sağlamayan merkez ve taşra teşkilat yapısıdır. Fonksiyona göre şekillenen bu yapıda konular birbirine girmiş, domates ile et renk benzerliği dışında bir benzerliği olmamasına karşılık aynı mantık ve organizasyonla takip edilmektedir.

Sağlıklı denetim ve kontol sistemi oluşturulamamıştır.Mevcut yapıda veteriner kontrol sistemi yetkilisi genel müdür ile kontrol ve denetimi yapan resmi görevli arasında bırakın yetkisini kullanmayı hiyerarşik bağ dahi bulunmamaktadır. Genel Müdür İl Müdürünün dahi amiri konumunda değildir.

Diğer taraftan hayvan hareketleriyle ilgili zabıta kontrolü olmayışı sistemi çalışamaz hale getirmektedir. Ülkedeki kesimlerin önemli kısmının kaçak olması bir çoğu belediye mezbahası olan mezbaha ve kesimhanelerin ruhsatsız olarak faaliyetlerini sürdürmeleri ve resmi kontrollerin olmayışı da ilave olunca sistemin varlığı bir anlam taşımamakta,kesilen hayvanlar dahi sistemde canlı görülmektedir.

Büyükbaş hayvanlarda durum bu şekilde olunca küçükbaş hayvanlarda kimlik sisteminin başlatılmamış olması çok önem taşımamaktadır.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mevcut organizasyon yapısı devam ettiği sürece sağlıklı bir sistem oluşturmak zordur. Buna Bakanlığın merkez ve taşra birimlerinde olması gereken 5-6 bin civarındaki veteriner hekime karşılık 2000 kadar veteriner hekimle, işleri yürütmeye çalışması, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından çok önemli salgın ve zoonoz hastalıklarla mücadelede başarısızlığı peşin kabullenmek anlamına gelmektedir.

Bu durumda hayvan kimlik sistemini oluşturmak ve yürütebilmek için sihirli deynek sahibi olunması gerekir. Bu yapı ve problemlere rağmen, istisnalar dışında veteriner hekimlikle ilgisi olmayan il müdürlerinden oluşan idari yapı, salgın hayvan hastalıklarının hatta insan ölümlerine neden olan zoonoz hastalıkların görüldüğü şartlarda yetersiz sayıdaki veteriner hekimleri politik isteklerin acilen yerine getirilmesi adına doğrudan gelir desteği ödemelerinde görevlendirebilmektedirler.

Diğer yandan belediyelerdeki veteriner hekim kadrolarının büyük çoğunluğu boştur. Çok sayıda Belediye mezbahası bırakın AB standarlarını, bizim standartlarımızda üçüncü sınıf mezbaha sınıfında dahi ruhsat alamadan, ruhsatsız olarak kesim yapmaya devam etmektedirler. Bu mezbahaların AB uyumlu olmasını temin etmek mümkün olmadığı gibi böyle bir işe kalkışmak gereksiz çok ciddi yatırımları yapmak anlamına gelmektedir.

Yetiştirme şartlarında olduğu gibi hayvan nakilleri ve kesim esnasında uygulanacak hayvan refahı kuralları öngörülmektedir. Bu çerçevede hayvanların nakledileceği araçların özellikleri, kapasiteye uygun hayvan bindirilmesi, dinlendirilmeden taşınabilecek azami mesafelerin hayvan türlerine ve araç özelliklerine göre belirlenmesi gibi kurallar bulunmaktadır.

Aynı zamanda kesim öncesi ve kesim esnasında dikkat edilmesi ve uyulması gereken kurallar bulunmaktadır. Bu kurallar bilinmekle beraber henüz ülkemiz kamuoyu gündemine gelmiş değildir. Ancak tarama süreci ve uyum esnasında tartışılmaya başlayacaktır.

Veteriner kontrol ve gıda konusunda karşımıza çıkacak en önemli konu başta organizasyon yapısı olacaktır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mevcut yapısıyla uyumun sağlanamayacağı bilinmektedir. Ancak Hükümetin kamu reformu tasarısında öngördüğü yapı ise AB uyumu ile bağdaşır bir tarafı yoktur. Çünkü Tarım Bakanlığının taşra teşkilatı bulunmayacaktır. Eğer veteriner ve gıda kontrol hizmetleri –ki bunları su ürünleri de dahil olmak üzere birbirinden ayrı düşünmek temel yanlış olur – yetkili bir merkezi otorite ve ona başlı çalışan taşra teşkilatı Tarım Bakanlığına bağlanmadan Litvanya örneğinde olduğu gibi bağımsız bir kuruluş olacaksa problem yoktur. Tarım Bakanlığı bünyesinde yürütülecekse hükümet tasarısının değişmesi gereklidir. Zaten bu yönde AB tarafında endişe dile getirilmiş, AB Genel Sekreterliğince Bakanlık ve Başbakanlık uyarılmıştır.

Diğer bir problem ise 5179 sayılı gıda yasasının AB uyumlu olmadığı gibi gıda güvenliğini sağlama gibi bir yapısı yoktur. Üstelik denetimsizliği resmileştiren yasa ve buna bağlı çıkan yönetmelikler manzumesi halini almıştır. Bununla ilgili AB uyarıları sonucu 5179 gibi kapalı kapılar arkasında aynı mantıkla yeniden hazırlanan ve AB ye uyumlu olduğu söylenen yeni gıda yasası taslağı ile yine AB uyumlu olarak hazırlanan ve yine meslek örgütüyle dahi paylaşılmayan, dolaylı edinilen bilgilerle bir çok eksiği olduğunu düşündüğümüz veteriner çerçeve yasası birbiriyle uyumlu değildir.

Mecliste bulunan Tarım çerçeve yasası da AB müktesebatı ile ters hükümler taşımaktadır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Avrupa Birliğinin resmi meslek örgütü olan Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonunun, 2001 yılında gözlemci, 2002 yılından bu yana ise tam üyesidir. Bu konumuyla AB veteriner müktesebatının hazırlanmasında en etkin kurum olan Federasyon kanalıyla AB Komisyonu ve AB Parlamentosuna görüşlerini iletme imkanına sahip olmasına karşılık bu imkanı reel olarak, ilgili Bakanlık ve TBMM için bulmakta sıkıntı çekmektedir.

Bu mantık ve çalışma sistemi içerinde tarama ve müzakere sürecini ne kadar sağlıklı yürütebileceğimiz gerçekten merak edilmesi gereken bir durumdur.

17.10.2005 Dr.Mustafa ALTUNTAŞ

Bu Yazıyı Paylaş: Aşağıdaki simgeler kullanıcılarının web sitelerini paylaştığı ve yeni web sitelerini keşfettiği sitelere gider.
  • Oylabunu
  • del.icio.us
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Furl
  • YahooMyWeb
  • Tusul
  • 100puan

Benzer Konular