Göz
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 27 Temmuz 2008
Kategori: Göz-Kulak Hastalıkları
İnsan gözü bir fotograf makinesine benzetilebilir.Ağ tabakası filme, göz suyu ve mercek objektife, iris de diyaframa eşittir.Çok titiz bir bakım isteyen hassas ve kıymetli bir mekanizmadır.Körlük vakalarının yarısından, uygun bir tedbirle kaçınmak mümkündür.Glokom gibi bazı ciddi hastalıklar, zamanında teşhis veya tedavi için periyodik kontroller gerektirirler.Çocuklardaki şaşılık da bir “alarm sinyali” olabilir.Bu nedenle çok dikkat etmek gerekir.Göz bozuklukları, özellikle okullarda, iş yerlerinde ve trafik kazalarında önlemede önemli sosyal problemleri oluşturur.Dünyada görmeyenlerin sayısı 16 milyondur ve dünya sağlık teşkilatına göre, yüzyılın sonunda gerekli tedbirler alınmazsa 30 milyona yükselecektir.Gelişmekte olan ülkelerde başlıca körlük sebepleri dört tanedir:Trahom(bulaşıcı hastalık), onkoseraisis(paraziter hastalık, Kseroftalmi( A vitamini eksikliğinden kaynaklanan hastalık) ve katarakt(merceğin keşifleşmesi).Gözün kusurlu çalışmasından kaynaklanan bu yangın hastalıklar hangileridir?Miyoide hasta uzağı iyi göremez, hipermetropide yakını iyi göremez, astigmatta cisimleri çarpık deforma görür.Çünkü korneanın kıvrım yarı çapları eşit değildir.Bir diğer yaygın kusur,renkleri, özellikle kırmızı ve yeşile ayıramamaktır.Buna daltonizm denir.Şaşılık ise göz kaslarının eşitsiz kalmasından kaynaklanır.Bunun sonucu, bir göz küresi farklı hareket eder.
Varis Hastalığında Bugün Neredeyiz?
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 26 Temmuz 2008
Kategori: Varisler
1919 yılında Sicard adlı bir doktor Skleroz metodunu hastanın günlük hayatında başarıyla uydurabilmiştir.Son 20 yılda bu method çok büyük ilerlemeler kaydetmiştir.1920 ile 1950 yılları arasında varis tedavileri üzerinde tartışmalar yapılmıştır.Amerikalılar,Stripping tekniği tercih ederken Doğulular Sklerozu savunuyorlardı.Bugünse tedavi aşağıdaki metodlara göre uygulanır:
Trombositler
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 25 Temmuz 2008
Kategori: Kan ve Dolaşım Hastalıkları
Başlangıçta kanın, alyuvarlar ve akyuvarlar dışında bir de her milimetre kübe 300.000 adet düşecek oranda trombositlerden oluştuğunu belirtmiştik.Bu trombositler (çok küçük ve yuvarlak hücreler)kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynarlar.Nitekim kan, organizmada kan damarlarının içinde dolaşırken sıvı haldedir.Dışarı çıktığında hemen katılaşmaya , yaranın kapanmasını sağlayan ve böylece bir aşırı kanama tehlikesini uzaklaştıran az çok iri bir pıhtı oluşturmaya başlar.Bu pıhtılaşma olayı oldukça karmaşıktır.Pek çok açıdan da henüz aydınlığa kavuşmuş değildir.Ancak plazmadaki bazı maddelerin (protrombin, kalsiyum,fibronojen bulunmasında ve tehlike durumunda trombositler tarafından salınan maddelerden kaynaklandığı bilinmektedir.Hemofili gibi, kanın normal olarak pıhtılaşmadığı hastalıklar vardır.Bu hastalıklar sağlıklı kan nakilleri iel tedavi edilirler.
Koroner kalp hastalıkları
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 25 Temmuz 2008
Kategori: Kalp Hastalığı
Koronerler kalbi besleyen damarlardır.Kalpte enfeksiyon ve damarsertliği oluşmuşsa, bu damarlar kolayca hastalanabilir.
AKYUVARLAR
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 24 Temmuz 2008
Kategori: Kan ve Dolaşım Hastalıkları
Mikroplar organizmanın koruyucu barikatlarını, yani deriyi ve mukozayı geçmeyi başardıklarında, organizmanın direnç mekanizmaları devreye girer.Bu direnç mekanizmalarının başında da akyuvarlar gelir.Her 700-800 alyuvara karşılık bir akyuvar vardır.Akyuvarlar bir mikropla temas ettiklerinde ona hemen güçlü kimyasal maddelerle saldırırlar ve çoğu kere onu yenmeyi başarırlar.(sindirirler)Tabii olarak mikroplarda kendilerini savunmaya çalışırlar ve alyuvarlarda değişime yolaçan ve çoğu kere de öldüren zehirli maddeler (toksinler) salarlar.Söz gelimi yaraların iltihabı ,dejenere olmuş yani savunma barikatı kuracağı diye kendini feda etmiş alyuvarlardan oluşmaktadır.
ALYUVARLAR
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 24 Temmuz 2008
Kategori: Kan ve Dolaşım Hastalıkları
Erişkin bir insanın toplam kan kitlesi normalde yaklaşık 5 litredir.Bu kan dolaşım sırasında hergün kilometrelerce uzunluktaki kan damarlarında (atardamarlar,kılcaldamarlar,toplardamarlar)yol alır.Toplam kitlenin yaklaşık 2,5 litresi alyuvarlardan oluşur.Alyuvarlar 25.000*10 üzeri 9 hücre vardır.Bu hücreler 3.500 metrekarelik bir alanı kaplarlar.Bu rakamlar ilk başta çok şaşırtıcı gelsede , kanın en önemli ve en “uzmanlaşmış” unsuru olan alyuvarların hayati önemi düşünülürse , olağan karşılanır.Alyuvarlar aylarca , akciğerden organizmanın dokularını taşıdıkları oksijenin en ufak bir miktarını bile tüketmeden yoğun bir faliyet sürdürürler.Alyuvarlarda bulunan ve hemoglobin adı verilen renkli bir madde ciğerden oksijeni almayı ve dolaşım sırasında artık maddeler karşılığında bu oksijeni dağıtmayı sağlamaktadır.Oksijen nakil işleminin normal olarak yerine getirebilmesi için, alyuvarların sayılarında herhangi bir değiik olmaması gereklidir.Bu organizmaya, ölen veya yok edilen alyuvarların yerine yenilerini bulma görevini yükler.Ölen veya yok edilen alyuvarların yerine yenilerini kemik iliği sağlamaktadır.
Kan nedir?
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 24 Temmuz 2008
Kategori: Kan ve Dolaşım Hastalıkları
Kan “sıvı doku” olarak da adlandırılmaktadır.Çünkü bütün dokular (yani hücrelerin ve birleştirici maddelerin bir bütünü) gibi alyuvar, akyuvar ve trombositlerden oluşan bir hücre kısımı birde plazma adı verilen, içinde hücrelerin yüzdüğü sıvı kısmı vardır.Kanın her milimetre küpünde yaklaşık olarak 5 milyon alyuvar, 7.000 akyuvar ve 300.000 trombosir vardır.
Kan ve hastalıkları
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 23 Temmuz 2008
Kategori: Kan ve Dolaşım Hastalıkları
Kan:Tuzlar,yağlar,şekerler,proteinler ve sudan oluşan ,mat, kırmızı renk bir sıvıdır.Kimyagerler böyle tanımlıyorlar kanı.Ama biyologlar, yeni hayatın en basit ve en karmaşık yasalarını inceleyen bilim adamları, hayatın sadece bu sıvının aralıksız akmasına bağlı olduğunu, organizmanın çeşitli bölümlerini birbirine bağlayan ve besleyenin kan olduğunu vurguluyorlar.O halde kanı farklı bir gözle inceleyelim.İşte o zaman proteinler hormonlara,vitaminlere,enzimlere,mikrop kırıcı unsurlara dönüşür.Yağlar kolesterole ,lipinde,ergona,kinine,koruyucu maddelere dönüşür.Şekerler yanmaya hazır yakıtlara dönüşür.Tuzlar ise demir ve fosfor, kalsiyum ve magnezyum , sodyum ve potasyum bileşimleri olarak ortaya çıkar.Bütün bu karmaşıklığa rağmen kanda herşey uyumlu bir denge , hiyerarşik bir düzen içindedir: Sıvı kısım ve katı kısım.Nitekim kan, plazma adı verilen soluk sarı renk bir sıvının içinde dolaşan değişik tür bağımsız hücrelerden meydana gelir.Çoğunlukta olan hücreler eritrositlerdir.sonra sırayla lökositlerve plaket gelir.Normal olarak, hücre öğeleri kanın %45 oluşturur.Kanın görevi nelerdir? Akciğerlerden oksijen alır,anidrid karbon ve diğer artık maddelerin dışarı çıkmasını sağlar.Mide ve barsaklardan besinleri alıp ihtiyaca göre onları vücudun değişik yerlerine götürür, bu arada sonradan deri, böbrekler ve karaciğer yoluyla dışarı atılacak artık maddeleri taşır.Bir bezden diğerine mesajları(hormonları) ve mikroplara karşı bizi koruyacak maddeleri ulaştırır.Sonradan belirli biyokimyasal kurallara göre ayrıştıracağı değişim ürünlerini yüklenir.
Romatizmal kalp hastalıkları
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 22 Temmuz 2008
Kategori: Kalp Hastalığı
İlk yaşlarda görülen bulaşıcı bir hastalık vardır:Akut eklem romatizması (vaya ateşli) romatizma da denir.Çocuklarda özellikle 3 ve 6 yaşlarda sık tekrarlanan bademcik rahatsızlığıyla başlayan bu hastalık az ya da çok etkili eklem ağrıları ile sürer ve sonunda kalp romatizmasına varır.Sürekli yükselen ateş, hastalığın ilk belirtisidir.”Romatizma, eklemleri kemirir, kalbi ısırır” derler.Yani zararı en çok kalbedir.Kalp romatizmasından bahsetmek yerine “pankardit”ten bahsetmek daha doğru olur.
Doğuştan olan kalp hastalıkları
Yazan: Paylaşım Ekibi (SORULARINIZ CEVAPLANMAZ) 21 Temmuz 2008
Kategori: Kalp Hastalığı
Doğuştan olan kalp hastalıkları kalbin veçoğunlukla kalpten çıkan damarların (aort,polmoner arter) kusurlarından ,aksaklıklardan ortaya çıkar.Bu kusurlar anne karnındayken yani dölüt hayatın 5 ve 7 haftalarında oluşur.Doğuştan kardiyopatiler (kalp hastalıkları) nadiren tek başına olur.(Kalp teşekkülünde bozukluk,kalbin gelişiminin durması, iki kulakçık ya da iki karıncık arasındaki kapakçık yapılarında bozukluk.)Çünkü hepsi birbirine bağlı olarak ortaya çıkar.







